Çocuğu otizm tanısı aldıktan sonra pek çok ebeveynin aklında aynı soru belirir:
“Doğru mu davranıyorum?”
Günlük hayatta yaşanan küçük zorlanmalar bile zamanla büyük bir kaygıya dönüşebilir. Ne zaman müdahale edilmeli, ne zaman geri durulmalı, sınır nerede çizilmeli? Bu soruların net bir cevabı olmadığını fark etmek bazen daha da yorucudur.
Otizmli bir çocukla yaşamak, hazır kalıplarla ilerleyebileceğiniz bir süreç değildir. Her çocuğun ihtiyaçları, tepkileri ve iletişim biçimi farklıdır. Bu yüzden otizmli çocuğa nasıl davranmalı sorusunun tek bir doğru cevabı yoktur; ama ailelere yol gösteren, süreci kolaylaştıran temel yaklaşımlar vardır.
Bu içerikte otizmli çocuklara nasıl davranılmalı konusuna günlük yaşamdan örneklerle, ebeveynlerin en çok zorlandığı anlar üzerinden yaklaşacağız. Amacımız “mükemmel ebeveyn” olmayı öğretmek değil elbette; çocuğunuzu daha iyi anlamanızı, kendinizi daha az suçlamanızı ve birlikte daha sakin bir yol bulmanızı sağlamak istiyoruz. Hazırsanız başlayalım!
Otizmli Bir Çocuğa Davranırken Önce Ne Değişmeli?
Her davranışı düzeltmeye çalışmak zorunda değilsiniz.
Bazen asıl ihtiyaç, davranışı durdurmak değil; neye tepki verildiğini fark etmektir.
Otizmli çocuklar çoğu zaman yaşadıkları zorlanmayı kelimelerle anlatamaz. Gürültü, kalabalık, ani değişiklikler ya da beklenmedik bir durum; dışarıdan bakıldığında “sorunlu” görünen tepkilere yol açabilir. Bu tepkiler ise çoğu zaman bir mesajdır.
Bu noktada değişmesi gereken şey çocuğun kendisi değildir.
Değişmesi gereken, yetişkinin beklentisidir.
Her duruma müdahale etmek, her anı kontrol etmeye çalışmak ebeveyni de çocuğu da yorar. Daha sakin, daha gözlemci bir yaklaşım ise çocuğun kendini güvende hissetmesini sağlar. Güvende hisseden çocuk ise zamanla daha az savunmaya geçer.
Kıyaslamak da bu sürecin en büyük yüklerinden biridir.
Başka çocuklarla, başka ailelerle, hatta “olması gerekenlerle” yapılan her karşılaştırma, hem ebeveyni hem çocuğu baskı altına alır. Oysa ilerleme, başkasına göre değil çocuğun kendi yoluna göre değerlendirilmelidir.
Şunu bilmek önemlidir:
Otizmli çocuğa anne baba nasıl davranmalı sorusu tek bir doğruya sahip değildir. Ama anlayan, sabırlı ve tutarlı bir yaklaşım her zaman süreci daha yönetilebilir hâle getirir.
Okuma Önerisi: Otizmli Çocuğunuza Evde Nasıl Destek Olabilirsiniz?
Günlük Hayatta Ebeveynlerin En Sık Zorlandığı Anlar
Otizmli bir çocukla yaşarken zorlanılan anlar çoğu zaman beklenmedik şekilde ortaya çıkar. Aynı durum bir gün sorun olmazken, başka bir gün büyük bir kriz hâline gelebilir. Bu tutarsızlık gibi görünen durum, aslında çocuğun o anki ihtiyacının değişmiş olmasından kaynaklanır.
Rutin Bozulduğunda Yaşanan Tepkiler
Planlar değiştiğinde ya da alışılmış bir düzen bozulduğunda bazı çocuklar yoğun tepki verebilir. Bu tepki çoğu zaman “inat” olarak yorumlanır. Oysa rutin, otizmli çocuklar için güven demektir.
Bu anlarda:
- Uzun açıklamalar yapmak çoğu zaman işe yaramaz
- Kısa, net ve sakin ifadeler çocuğu daha hızlı rahatlatır
- Mümkünse değişiklik önceden küçük ipuçlarıyla haber verilebilir
Ama her zaman önceden hazırlamak mümkün olmayabilir. Böyle anlarda önemli olan, çocuğun yaşadığı zorlanmayı küçümsememektir.
İletişim Kurmak Zorlaştığında
Bazı günler çocuğunuz sizinle göz teması kurmak istemeyebilir, sorulara yanıt vermeyebilir ya da tamamen içine kapanabilir. Bu durum ebeveyn için kaygı vericidir.
Bu noktada şunu hatırlamak gerekir: Sessizlik, iletişimsizlik değildir.
Zorlandığı anlarda çocuğu konuşmaya zorlamak yerine, onun yanında sakin bir şekilde bulunmak çoğu zaman daha etkilidir. Baskı azaldıkça iletişim ihtiyacı kendiliğinden ortaya çıkabilir.
Duyusal Hassasiyetlerin Günlük Hayatı Etkilemesi
Sesler, ışıklar, kıyafet dokuları ya da kalabalık ortamlar bazı çocuklar için tahammül edilmesi zor olabilir. Bu durum bazen dışarı çıkmayı, misafirliği ya da basit bir alışverişi bile zorlaştırır.
Bu gibi anlarda ebeveynin yaklaşımı belirleyici olur.
“Bir şey olmaz” demek yerine, çocuğun zorlandığını kabul etmek ve ortamı mümkün olduğunca düzenlemek süreci daha yönetilebilir hâle getirir.
İnat Gibi Görünen Davranışlar
Yerden yere yatma, ağlama ya da aynı şeyi tekrar tekrar isteme… Bu davranışlar çoğu zaman ebeveyni çaresiz hissettirir. Ancak bu noktada durup şunu sormak gerekir:
Bu davranış gerçekten inat mı, yoksa anlatılamayan bir ihtiyaç mı?
Otizmli çocuklara nasıl davranılmalı sorusu tam da burada önem kazanır. Sertleşmek yerine, davranışın arkasındaki sebebi anlamaya çalışmak uzun vadede çok daha sağlıklı sonuçlar verir.
Disiplin, Sınır ve Kurallar Konusunda En Çok Yapılan Hatalar
Disiplin konusu, otizmli çocuğu olan ebeveynlerin en çok kafasını karıştıran başlıklardan biridir. Nerede durulmalı, ne zaman müdahale edilmeli, sınır koymak çocuğu daha mı zorlar soruları ebeveynler tarafından sıkça merak edilir. Bu kararsızlık hâli, zamanla tutarsız tepkilere yol açabilir.
Her Davranışı Otizmle Açıklamak
Bazı ebeveynler, çocuğu koruma isteğiyle her davranışı otizme bağlayabilir. Bu durum sınır koymayı tamamen ortadan kaldırabilir. Oysa otizm, kuralların olmadığı bir alan değildir. Çocuk, kendini güvende hissetmek için sınırlara ihtiyaç duyar.
Tam Tersi Şekilde Her Davranışı Disiplin Sorunu Sanmak
Bazen de davranışların arkasındaki duyusal ya da iletişimsel nedenler göz ardı edilir. Bu noktada sert tepkiler, ceza ya da baskı devreye girebilir. Bu yaklaşım çocuğun kaygısını artırır ve davranışların daha da yoğunlaşmasına neden olabilir.
Tutarsız Sınırlar Koymak
Bir gün izin verilen bir davranışın ertesi gün tamamen yasaklanması çocuğun kafasını karıştırır. Otizmli çocuklar için öngörülebilirlik çok önemlidir. Sınırların net ama esnek olması, çocuğun ne beklemesi gerektiğini bilmesini sağlar.
Kriz Anında Kural Öğretmeye Çalışmak
Yoğun duyguların yaşandığı anlar, öğretmek için uygun zamanlar değildir. Çocuk sakinleşmeden yapılan açıklamalar çoğu zaman karşılık bulmaz. Kurallar, kriz geçtikten sonra; sakin ve güvenli bir ortamda ele alınmalıdır.
Çocuğu Kardeşleri ya da Akranlarıyla Kıyaslamak
“Onun yaşıtları böyle yapmıyor” gibi cümleler, ebeveynin hayal kırıklığını artırır ama çocuğa yol göstermez. Her çocuğun gelişim hızı ve ihtiyaçları farklıdır. Kıyaslama, süreci kolaylaştırmak yerine zorlaştırır.
Okuma Önerisi: Otizm Tanılı Çocuklar İçin Uygulanan Özel Eğitim Programları Nelerdir?
Anne Baba Olarak Kendinizi Nasıl Konumlandırmalısınız?
Otizmli bir çocukla yaşarken ebeveynlik rolü zamanla fark edilmeden değişir. Sadece bakım veren değil; düzen kuran, dengeyi sağlayan, çocuğun dünyasıyla dış dünya arasında köprü olan kişi hâline gelirsiniz. Bu yük, çoğu zaman sessizce taşınır.
Bu noktada kendinizi sürekli “doğruyu yapmaya çalışan ama yetemeyen” biri gibi hissetmeniz çok normaldir. Ancak ebeveynlik, her an doğru tepki vermek değildir. Özellikle otizmli bir çocuk söz konusu olduğunda, sakin kalabilen bir yetişkin olmak çoğu zaman mükemmel tepkilerden daha değerlidir.
Kontrol etmeye çalıştıkça yorulmak, gevşedikçe suçluluk hissetmek… Pek çok anne baba bu ikilemde sıkışır. Oysa çocuğunuzun ihtiyacı, her an yönlendirilen bir alan değil; güvenebileceği, tepkileri tahmin edilebilir bir yetişkindir. Siz ne kadar dengede kalırsanız, çocuk da o kadar güvende hisseder.
Bu süreçte kendinizi tamamen geri plana atmak da sık yapılan hatalardan biridir. Dinlenmeyen, destek almayan, sürekli tetikte kalan bir ebeveynin uzun vadede aynı sabrı sürdürebilmesi çok zordur. Burada önemli olan fedakârlık değil, sürdürülebilirliktir.
Şunu kabul etmek rahatlatıcı olabilir:
Her zor an sizin eksikliğiniz değildir. Her davranış sizin hatanızdan kaynaklanmaz. Bir çocuğa nasıl yaklaşılacağı, çoğu zaman ebeveynin kendine nasıl davrandığıyla doğrudan bağlantılıdır.
Kendinize alan tanıdığınızda, yardım istemekten çekinmediğinizde ve yükü tek başınıza taşımadığınızda; çocuğunuz için de daha sağlıklı bir duruş sergilersiniz. Güçlü ebeveynlik, hiç zorlanmamak değil; zorlandığını fark edip destekle yoluna devam edebilmektir.
Profesyonel Destek Neden Davranışları Değiştirir?
Çünkü bazı davranışlar evde yanlış okunur.
Ağlama, kaçınma ya da öfke; çoğu zaman “sorunlu davranış” gibi görünür. Ancak bu tepkilerin büyük kısmı bir ihtiyacın ifadesidir. Profesyonel destek, ebeveynin alıştığı yorum biçimini değiştirir. Davranışa değil, davranışı doğuran duruma bakmayı öğretir.
Çünkü dışarıdan bakmak fark yaratır.
Evde, aynı döngüler tekrar eder. Aynı anlar, aynı tepkiler, aynı yorgunluk… Uzman desteği bu döngüyü dışarıdan görmeyi sağlar. Küçük ama kritik noktalar fark edilir:
Ne tetikliyor? Ne artırıyor? Ne sakinleştiriyor?
Çünkü her çocuk için aynı yol işe yaramaz.
İyi niyetli tavsiyeler ya da çevreden duyulan yöntemler çoğu zaman geneldir. Profesyonel yaklaşım ise çocuğun bireysel ihtiyaçlarını esas alır. Bu sayede yapılan her müdahale daha anlamlı, daha ölçülü olur.
Çünkü davranış değişimi tesadüf değildir.
Planlanır.
Takip edilir.
Gerekirse değiştirilir.
Bu da hem çocuğun hem de ebeveynin kafasını netleştirir. Ne yaptığını bilen bir ebeveyn, daha sakin kalır. Daha sakin kalan ebeveyn, çocuğa daha güvenli bir alan sunar.
Profesyonel destek, ebeveyni geri plana itmez. Aksine sürecin aktif bir parçası hâline getirir. Böylece davranışlar sadece kurumda değil, evde de karşılık bulur.
Beyaz Koza’da bu yaklaşım tam olarak bu noktadan başlar. Çocuğun davranışları tek başına ele alınmaz; evde yaşanan zorlanmalar, aile dinamikleri ve çocuğun günlük yaşamı birlikte değerlendirilir. Amaç kısa vadeli tepkiler değil, uzun vadede sürdürülebilir bir denge kurmaktır.
Her çocuk için aynı yöntemin işe yaramadığı bilinciyle ilerlenir. Çocuğa özel planlanan eğitim ve destek süreci, ebeveynin de sürecin içinde aktif olarak yer almasını sağlar. Böylece değişim yalnızca eğitim ortamında değil, evde de karşılık bulur.
Küçük Hatırlatmalar: Her Gün İşinize Yarayacak İpuçları
Otizmli bir çocukla yaşarken her gün aynı ilerlemez. Bazı günler daha sakin, bazı günler daha yorucu olabilir. Bu dalgalanmalar sürecin doğal bir parçasıdır ve çoğu zaman yanlış yaptığınız anlamına gelmez.
Her An Müdahale Etmek Zorunda Değilsiniz
Zorlayıcı bir davranış ortaya çıktığında hemen çözüm üretmeye çalışmak, hem sizi hem çocuğunuzu daha da gerer. Bazen en sağlıklı yaklaşım, durumu büyütmeden geçmesine izin vermektir.
Küçük Gelişmeleri Hafife Almayın
Göz temasındaki kısa bir artış, bir geçişin daha az dirençle tamamlanması ya da bir isteğin daha net ifade edilmesi… Bunlar gelişimin sessiz ama gerçek göstergeleridir.
Aynı Davranış Her Gün Aynı Anlama Gelmez
Bir gün duyusal bir zorlanmadan kaynaklanan tepki, başka bir gün yorgunlukla ortaya çıkabilir. Bu yüzden otomatik tepkiler yerine, kısa bir gözlem süresi çok şey kazandırır.
Kıyaslama Yük Getirir
Başka çocuklar, başka aileler ya da sosyal medyada anlatılan hikâyeler sizin sürecinizi hızlandırmaz. Her çocuğun yolu kendine özeldir ve karşılaştırmalar çoğu zaman gereksiz baskı yaratır.
Kendi Yorgunluğunuzu Göz Ardı Etmeyin
Sürekli güçlü olmaya çalışmak sürdürülebilir değildir. Yorulduğunuzu fark ettiğinizde durmak, destek istemek ve kendinize alan tanımak çocuğunuza da dolaylı olarak iyi gelir.
Bu Süreci Tek Başınıza Yürütmek Zorunda Değilsiniz
Otizmli bir çocukla yaşarken zaman zaman ne yapacağını bilememek çok normaldir. Her davranışı doğru yorumlamak, her duruma tek başına çözüm bulmak zorunda değilsiniz.
Beyaz Koza Özel Eğitim Okulu’nda çocukların bireysel ihtiyaçları kadar ailelerin günlük hayatta yaşadığı zorlanmalar da dikkate alınır. Çocuğa özel planlanan eğitim süreci, ebeveynin de sürecin içinde yer almasını sağlar ve evdeki yaklaşımın netleşmesine yardımcı olur.
Eğer siz de bu süreci daha sakin ve daha anlaşılır bir şekilde ilerletmek istiyorsanız Beyaz Koza ile iletişime geçebilir ya da okulumuzu ziyarete gelebilirsiniz.
