logo
+90 (312) 229 72 00

Montessori

Maria Montessori  ve Montessori Metodu ile 2014 yılında tanıştım. Kanada’dan dönüp Ankara’da anaokulu açan arkadaşım,Kanada’da eğitim almıştı. Bir grup anneye metodu anlatan bir eğitim veriyordu bana da katılmamı söylemişti. Birkaç hafta devam ettikten sonra eğitime ara vermek zorunda kaldım ama metodla ilgili okumaya araştırmaya hiç ara vermedim.  Okuduklarımdan hareketle  önce biraz hayatından bahsetmek istiyorum. Sonrasında metodu ve kitapları anlatacağım

Tıp eğitimi almasına rağmen gözleme dayalı metoduyla eğitim dünyasında çığır açan  31 Ağustos 1870 doğumlu Maria Montessori  81 yıllık hayatında üç kez Nobel Barış Ödülüne aday gösterilmiştir.

Roma’nın varoşlarından biri olan Son Lorenzo bölgesinde 6 Ocak 1907’de Maria Montessori  “Adım doktor Montessori. Çocuk Evine (Casa dei Bambini) hoş geldiniz .” diyerek mahallelinin yaramazlıklarından bıktığı için bir araya getirdiği çocuklarla eğitime başladı.

Şimdilerde bize çok normal gelen çocuklara uygun boyuttaki  masalar sandalyeler ,tıp eğitimi alan sonrasında kendi metodolojisini geliştiren Maria Montessori’ye aittir. O dönemdeki eğitim ortamından biraz bahsetmek, metodun o dönem için ne kadar büyük bir yenilik olduğunu gösterecektir.

O dönemde çocukların bir şey öğrenmesi eğitilmesinden önemliydi. Öğrenmek de sadece öğretmenin söylediğinin ezberlenmesinden ibaretti. Sıralarda oturan çocukların kıpırdaması, öğretmene soru sorması yasaktı. Sınıflarda birkaç kitaptan başka ders materyali bulunmazdı. Konuşmanın yasak olduğu, sessiz ve terbiyeli olmak zorunda olan çocuklar okula gitmeyi hiç sevmezlerdi.

Eğitim teorisi okuyan ancak öğretmenlik eğitimi almayan Maria Montessori tüm metodunu çocukları gözlemleyerek oluşturmuştur. Çocuk Evini kurmadan önce  ,geleneksel metodların dışına çıkarak özürlü çocukların duyularını uyaran materyallerle onları eğitmişti. Böylece onlar da normal gelişim gösteren çocukların seviyesine çıkmıştı.

Maria Montessori Çocuk Evi’ndeki çocuklar için “öğretici aygıtlar” dediği, çocukların deneyip yanılarak öğrendiği materyaller getirtti. Roma Üniversitesi’nde çalıştığı için çocukları gözlemleyecek ve öğretmene rehberlik edecekti. Öğretmenin görevi, çocuklara bir şey öğretmek değil ,onlar yapmak istediklerini yapıp, çözüm üretirken onların yanında olmaktı.

“Yetişkin ,çocuğun hizmetçisidir.”

Tıp eğitimi aldığı sürede pek çok zorluklar karşılaşan Maria Montessori,1896 yılında mezun olduğuna İtalya’da tanınan bir feminist olmuştu. Kadınların da erkeklerle aynı işi aynı ücretle alması gerektiğini savunmuş, ömrünü bu alanda mantıklı bir şekilde fikirlerini savunmaya adamıştı.

Ruh hastaları ve sağır çocukların eğitilemeyeceklerini reddeden Fransız Jean Itard ve Eduorda Seguin ile Alman Friedrich Froebel Maria Montessori’ye ilham kaynağı olmuşlardır.

1899’da Roma’da ruhsal hastalıkları olan çocuklar için açılmış yeni bir okula tayin oldu. 1899-1901 yılları arasında bir oğlu oldu ve bekar bir anne olmak o dönemde kesinlikle kabul görmediğinden oğlunun başkaları tarafından büyütülmesi gerekti. Başkalarının çocuklarının hayatında inanılmaz fark yaratan Maria Montessori ne yazık ki oğlunu yetişkin bir birey olduktan sonra yeğeni olarak tanıtmak zorunda kaldı.

Bebeğin doğumundan idareciliği bıraktığı Roma Üniversitesi’ne öğrenci olarak döndü ve pedagoji, sağlık bilgisi ve psikoloji okumaya  başladı.

Normal çocukların okullarını hapishaneye benzeten Maria Montessori ,doğru malzeme ve deneyim fırsatı verilen çocukların öğrenmeyi isteyeceklerini aksi takdirde okulu hiçbir zaman sevmeyeceklerini savunmuştu.

Maria Montessori ,iki buçuk-altı yaş arasında çok özel bir dönemden geçen çocukların zihinlerinin bu dönemde diğer dönemlerden farklı biçimde açık bulunduğunu söylemişti. Günümüzde çok sıradan bir bilgi gibi gözükse de o dönem için eğitim dünyasını derinden sarsan bir bilgiydi. Kendisinin bulduğu malzemeler ve oluşturduğu ortam sayesinde çocuklar küçük yaşlarına rağmen bağımsız ve sağlıklı düşünebiliyorlardı.

Maria Montessori, duyuları uyaran malzemelerle çocukların daha iyi öğrendiğini anlamıştı. Çocuklar, dokunma, görme, duyma ve koklama yollarıyla çeşitli deneyimlere sahip oluyorlardı. Bu yüzyılda aşina olduğumuz kulplu silindir, pembe kule, sayı çubukları o yüzyıl için büyük yeniliklerdi. Her materyal kendi kendini kontrol etme fırsatı veriyordu. Öğretmenin çocuğu yönlendirmesi, yanlış yaptığı için cezalandırması söz konusu değildi. Öğretmen materyali nasıl kullanacağını gösteriyor sonrasında çocuğun deneyimlemesine izin veriyordu.

Çocukları gözlemliyor,onların liderliğinde metodunu geliştiriyordu. 1909 yılında metodunu anlatan bir dizi konferans verdikten sonra 1910’da konferansları Montessori Metodu olarak basıldı ve 20 dile çevrildi.

Matematiği somutlaştırarak öğreten Maria Montessori okuma yazma alanında da çocuğa önce yazmayı sonra okumayı öğreterek farklı bir yaklaşım sergilemiştir. Montessori okullarında kolayca temin edilen materyaller, Maria Montessori ve çocukların yoğun çalışmaları sonucu hazırlanmıştır. Malzemelerin kaliteli, dayanıklı ve çocuklara uygun olması en belirgin özellikleridir. Bugünün penceresinden baktığımızda ne kadar farklı bir uygulama olduğunu anlamasak da o dönemde Çocuk Evlerinin sayısı arttıkça tepkiler de artmıştır.

1934 yılında İtalya’dan ayrılmak zorunda kalan Maria Montessori ,1939’a kadar yaşadığı Hollanda’dan Hindistan’a gitmek zorunda kaldı.1945’te tekrar Hollanda’ya döndü. 1952’ye kadar düzenlediği turlarla metodunu anlattı ve 6 Mayıs 1952’de  günümüzde Montessori Derneği olarak kullanılan evinde hayata gözlerini yumdu.

Önceki

Sonraki

İletişim Bilgilerimiz
  • Karşıyaka Mh. 727. Sk. No: 34
  • Gölbaşı / Ankara
  • +90 (312) 229 72 00
  • beyazkoza06@gmail.com