Tanı cümlesi söylenir. O an zaman yavaşlar.
Ama asıl karmaşa o odadan çıktıktan sonra başlar.
Telefon açılır, internet araştırılır, birine sorulur, bir uzmana daha gidilir. Herkes bir şey söyler. Herkes başka bir yol çizer. Siz ise tek bir soruyla kalırsınız: Şimdi ne yapacağız?
Otizm tanısından sonra ebeveynlerin kafasını en çok karıştıran şey tanının kendisi değil; eğitimle ilgili verilen kararların ağırlığıdır. Doğru mu seçiyorum? Geç mi kalıyorum? Eksik mi yapıyorum?
Bu yazıda, tam da bu karmaşanın içindeki 5 kritik soruyu netleştireceğiz. Panikle değil; sakin ve gerçekçi bir yerden.
1. Hangi Eğitimi Seçmeliyim?
Tanı aldıktan sonra önünüze birden fazla seçenek çıkar. Rehabilitasyon merkezleri, özel eğitim okulları, bireysel programlar, farklı yöntemler… Her kurum kendi yaklaşımını anlatır, her uzman başka bir modeli önerir.
Bu noktada asıl zor olan seçeneklerin fazla olması değil; hangisinin çocuğunuz için gerçekten uygun olduğunu ayırt edebilmektir. Her yöntem her çocuk için aynı etkiyi göstermez. Önemli olan isimler değil; çocuğunuzun mevcut gelişim düzeyi, ihtiyaç alanları ve eğitimin nasıl yapılandırıldığıdır.
Karar verirken kendinize şu soruyu sormalısınız: Bu eğitim modeli çocuğumun güçlü yönlerini destekliyor mu, yoksa sadece eksiklerini kapatmaya mı odaklanıyor? Çünkü doğru eğitim, çocuğunuzu kalıba sokmaya çalışan değil; onu anlayan eğitimdir.
Beyaz Koza Önerisi: Ankara’da Otizm Okulu Arayışınızda Size Yol Gösterecek Gerçekçi Bir Rehber
2. Yoğun Eğitim mi, Zamana Yayılmış Süreç mi?
“Erken müdahale çok önemli” cümlesi çoğu ebeveyni hızla yoğun programlara yönlendirir. Haftada kaç saat? Günde kaç seans? Daha fazla saat daha hızlı gelişim demek mi?
Yoğunluk her zaman verim anlamına gelmez. Çocuğunuzun dikkat süresi, duyusal hassasiyetleri ve günlük ritmi bu kararı doğrudan etkiler. Aşırı yükleme, öğrenmeyi artırmak yerine direnç oluşturabilir.
Burada mesele saat doldurmak değil; sürdürülebilir ve düzenli bir yapı kurmaktır. Çocuğunuzun kaldırabileceği tempo ile sizin kaygınız arasındaki dengeyi bulmak, en kritik adımdır.
3. Terapiler Gerçekten Gerekli mi?
Tanı sonrası liste hızla uzar: ergoterapi, duyu terapisi, dil terapisi, oyun terapisi… Her biri kulağa önemli gelir. Her biri “olmazsa olmaz” gibi sunulabilir.
Ancak her terapi her çocuk için gerekli değildir. Terapiler ihtiyaç temelli planlanmalıdır; öneri temelli değil. Çocuğunuzun gerçekten hangi alanda desteğe ihtiyacı var? Bu destek eğitim programıyla entegre mi ilerleyecek, yoksa birbirinden kopuk seanslar mı olacak?
Bu noktada kendinizi eksik hissetmeyin. “Hepsini yapmalıyım” düşüncesi çoğu zaman kaygının sonucudur. Doğru olan, çocuğunuzun bireysel değerlendirmesine dayalı bir planla ilerlemektir.
4. Ben Ebeveyn Olarak Ne Yapmalıyım?
Belki de en zor soru budur.
Eğitimi tamamen uzmana bırakmak mı doğru? Yoksa evde sürekli masa başı çalışmak mı gerekir? Çocuğunuzla oyun oynarken bile “doğru yapıyor muyum?” diye düşünmek yorucudur.
Ebeveyn rolünüz öğretmen olmak değildir. Ama tamamen geri çekilmek de değildir. Sizin rolünüz; tutarlılığı sağlamak, günlük yaşamı öğrenme fırsatına dönüştürmek ve çocuğunuzun güvenli alanı olmaktır.
Eğitim kurumu ne kadar iyi olursa olsun, ev ortamı desteklemediğinde süreç eksik kalır. Ancak bu destek saatlerce masa başı çalışmak anlamına gelmez; bilinçli ve dengeli bir eşliktir.
Beyaz Koza Önerisi: Otizmli Çocuğu Olan Ailelerin Eğitimle İlgili En Çok Sorduğu Sorular
5. Evde Eğitim Şart mı? Yoksa Kurum Eğitimi Yeterli mi?
Birçok ebeveyn şu ikilemde kalır:
“Kurumda aldığı eğitim yeterli mi, yoksa evde ekstra program uygulamalı mıyım?”
Bazı aileler tüm yükü eve taşır ve kendini tükenmiş hisseder. Bazıları ise tamamen profesyonellere bırakır. Oysa en sağlıklı model, ev ve kurumun birbirini tamamladığı modeldir.
Çocuğunuz günün büyük bölümünü evde geçirir. Bu yüzden ev ortamının öğrenmeye kapalı değil; destekleyici olması önemlidir. Ancak bu, evin ikinci bir okul olması gerektiği anlamına gelmez.
Asıl mesele, çocuğunuzun günlük hayatı içinde kazandığı becerilerin doğal şekilde pekiştirilmesidir.
Tanı Sonrası Kararları Tek Başınıza Vermek Zorunda Değilsiniz
Otizm tanısından sonra vereceğiniz eğitim kararları, çocuğunuzun geleceğini doğrudan etkiler. Bu yüzden aceleyle, panikle ya da çevreden gelen baskıyla seçim yapmak zorunda değilsiniz.
Beyaz Koza Özel Eğitim Okulu olarak amacımız sizi daha fazla seçenekle yormak değil; çocuğunuzun ihtiyacını netleştirerek doğru ve sürdürülebilir bir eğitim planı oluşturmaktır. Her çocuğun gelişim profili farklıdır ve eğitim de buna göre yapılandırılmalıdır.
Eğer siz de:
- Hangi eğitimin doğru olduğundan emin olamıyorsanız,
- Yoğunluk ve terapi konusunda kafanız karışıksa,
- Ebeveyn olarak rolünüzü netleştirmek istiyorsanız,
gelin Beyaz Koza’yı yerinde görün, uzman kadromuzla birebir görüşün ve çocuğunuz için nasıl bir yol haritası çizilebileceğini birlikte değerlendirelim.
Biz buradayız.
